İLETİŞİMDE EKSİKLİK

Yurt dışına gitmek için bindiğim uçak, kalkmakta biraz
gecikmişti. Galiba hatırlı bir yolcu bekleniyordu.
Yolcuların meraklı bakışları uçağın henüz kapatılmamış
giriş kapısındaydı.
Tam bu sırada, uçağa son anda yetişip, hemen önümdeki
üçlü koltuk sırasının önüne genç bir adam geldi. Pencere yanında
oturan ve simasından yabancı olduğu anlaşılan kişiye,
el işareti ile pencere kenarını işaret ederek oturduğu yerin
kendisine olduğunu ifade etti. Yabancı işaret lisanını anlamıştı.
Tebessüm ederek oturduğu koltuktan kalktı. Genç
adamın pencere kenarındaki koltuğa geçmesini sağlayıp,
hemen yanındaki orta koltuğa oturdu. Biraz sonra, koridor
tarafındaki koltuğa son anda yetişen bir kişi geldi. Yolcular
tamamlanmış olacak ki, kısa bir süre sonra uçak hareket
edip havalandı.
Yolculuğumuz Fransa’ya idi ve yaklaşık üç saat sürecekti.
Kısa bir sessizliğin ardından orta sıradaki yabancı dayanamayıp,
pencere kenarında oturan ve Türk olduğunu anladığı
genç adama dönerek konuşmaya başladı. Az sonra sohbetin
konusu Türklerin yaşam tarzına kaydı.
Yabancı adam “Ben” dedi. “Dört yıldır Fransız Büyükelçi-
liğinde çalışıyorum. Türk insanının yaşayış biçimini ve karakter
yapısını iyice öğrendiğim konusunda da iddialıyım.”
Bu konuşmaları, hemen arka sırada olduğum için duyuyordum.
Fransız neler söyleyecekti acaba?
Yabancı adam konuştukça, önümdeki koltukta her iki yanındaki
adamların omuzları çökmüş, sessizliğe bürünmüşlerdi.
Yabancı adam, içtenlikle devam etti:
“Bir: Türk insanı çok kıskanç olur. Birisinin mutluluğu en
yakınını mutsuz eder ve birisinin rahatı en yakınını rahatsız
eder.
İki: Bugün bir konu olsa, üç beş sene geriye döner, birbirinizle
yaptıklarınızı konuşur, tartışırsınız. Oysaki geriye doğru;
maziye dönen insan, her zaman kaybeder. Buna karşılık
önüne bakıp, ileriyi hesap eden kişi başarılı olur.”
İyi yanlarımızın da olduğunu belirtmek üzere, arka sırada
oturduğum koltuktan müdahale etmek üzereydim ki,
Fransız yolcu, teşhislerinde haklılığını gösteren yeni bir iddiada
bulundu. Devlet dairelerinde yaptırılacak en basit işi yaptırmada aracı kullanıyorsunuz. Ayrıca;
“Sizler”, dedi. “birbirinizin arkasından çok konuşuyorsunuz.
Hâlbuki Müslümansınız da. Dininize göre, birbirinizin
arkasından konuşmamanız gerekirken, dininizce emredilenlerin
tersini yapıyorsunuz. Bizde ise böyle bir durum yoktur.
Kimse kimsenin arkasından konuşmaz. Ne söylenecek ise
karşı karşıya iletişim kurulur. Söylenecekler açıkça söylenir;
oradan ayrıldıktan sonra, geride konuşulacak bir şey kalmamış
olur. Arkadan konuşulmaz ve aynı konulara yeniden
dönülmez.”
Dayanamadım ve arkadan seslendim. “Affedin,” dedim.
“Deminden beri konuşmalarınıza kulak misafiri oldum. Her
söyledikleriniz doğru. Son söylediğiniz en kötü tarafımızdı.
Peki, ne yaparsak bu olumsuzluklar giderilebilir?”
Yabancı adam cevapladı. “Gayet kolay.” dedi. “Çözüm
basit: Dininizi yaşayın. Fakat yaşamıyorsunuz. İletişiminizde
eksiklik var. Karşı karşıya gelerek, birbirinize hoşlanmadığınız
taraflarınızı, kalbini kırarım, düşüncesiyle söylemiyorsunuz.
Ama karşı karşıya söyleyemediklerinizi, başkalarına kolaylıkla
aktarıyorsunuz. Buna, dedikodu mu dersiniz, yoksa gıybet
mi dersiniz; hatalısınız. Ama biz bunu iletişimle tam olarak
çözüyoruz.

Not: Hayat Bağları-ince noktalar, öykü kitabından alınarak ilaveleli olarak yayıma sunulmuştur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s